|
BOR ŞEHİT NURİ PAMİR LİSESİ
Lisemizin tarihçesi bir memleket halkının aydınlarla elele vererek neler yapabileceklerini göstermesi bakımından çok anlamlı... Daima geleceğe ışık tutabilecek kıymettedir.
Yıl 1959... 1945 yılında açılan ve Ortaokul halinde çalışan bugünkü Lisemiz, 55 yaşında.
1963 yılında 14 yaşında olduğu açıklanan lisemizde o zamanlar öğrenci sayısı 400'ü aşmıştı. Okuldan mezun olanlar iki otobüsle Niğde Lisesine sabah gidip akşam dönüyorlardı. İşte böyle bir anda Niğde Lisesi'nde üzücü bir olay meydana geldi. Dershanelerden birisi çökmüş ve bir öğrencimiz can vermişti. Durum o zamanlar Ankara'dan gelen Ortaöğretim Genel Müdürü Ali YALKIN başkanlığındaki bir heyet tarafından olay yerinde incelenmişti. Bu heyet içerisinde hemşehrilerimizden Cevdet EKEMEN de bulunmaktaydı.
Bu olayın gerçekleştiği sıralarda Bor'da bir okul yaptırma derneği geceli gündüzlü çalışmaktaydı. Dört yıllık bir süre içersinde bu dernek Atatürk Okulu'nu, Kale Okulu'nunu ve eski göçmenler mahallesindeki okulu yaptırmıştı. Bunlara ek olarak köyden gelecek öğrencilerimizin kalabilecekleri bir pavyonun yapılması da o sıralarda Milletvekili olan Asım EREN'in 40 000 lira değerindeki bir binayı derneğe hibe etmesi ve 50 000 liralik da maddi yardımda bulunmasıyla gerçekleşmişti.
Ortaöğretim Genel Müdürü Ali YALKIN dernek başkanı Sabri CIĞIZOĞLU'na Bor'da bir lise açılabileceğini açıklamasıyla birlikte bu yönde çalışmalar artırılıyor.
Değerli öğretmen Vahit KURŞUNCU bu yönde destek olmaları için halka gerekli açıklamaları yapıyor. Ve heyecanlanan halktan bir saat içinde 55 000 liralık yardım toplanıyor.
İlk etapta Kitapçı Mahmut ÜNLENEN ve Sabri CIĞIZOĞLU'nun gösterdikleri fedakarlıklarla pavyon tamamlanıyor. O günkü Bor Belediye Başkanı Haydar ÖZALP tarafından Tengiroğlu tarlası istimlâk edilerek lise binasının da temeli atıldı.
Dernek üyelerinden Emekli Vali Baran BARAN, Eczacı Sabri CIĞIZOĞLU, Belediye Başkanı Haydar ÖZALP, Ziraat Bankası Müdürü Şerafettin KIZILDUMAN ve öğretmen Vahit KURŞUNCU lisenin ilçemizde yapılıp açılması için Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı ile temasa geçtiler. Bakan bu isteğe olumsuz vecap verdi. Bunun yanında Akşam Kız Sanat Okulu'nun Kiz Enstitüsüne çevrilmesi isteği kabul gördü ve 1960 yılında bu gerçekleşti.
Ankara'dan dönen heyet ümidini yitirmeden lise için çalışmalarını sürdürmeye devam etti.
Adana'ya gelen zamanın Başbakanı ile Emekli Vali Baran BARAN ve Haydar ÖZALP görüşerek tetkik için heyet istedi.
Yapılan yoğun çalışmalar sonucu nihayet lise faaliyete geçti.
NIğde Lises'ne otobüsle gidip gelen öğrencilerden birinci sınıfta olanlar tasdiknamelerini aldılar.
16 Şubat 1960 salı günü Lisedeki kadro şu şekilde idi :
Müdür ve Fizik Öğretmeni : Salih TOKTAŞ
Müdür Yardımcısı ve Resim Öğretmeni : Necdet SÜMER
Müdür Yardımcısı ve Beden Eğitim Öğremeni : Hüseyin ÖNAL
Edebiyat Öğretmeni : Vahit KURŞUNCU
Tarih - Coğrafya Öğretmeni : Nazire KÖZER
Tabiat ve Kimya Öğretmeni : Aliye CIĞIZOĞLU
Tabiat Yardımcı Öğretmeni : İhsan ÇOLAKOĞLU
Fransızca Öğretmeni : Abdurrahman ÇINAR
Ev - İş Öğretmeni : Melahat İZGİ
bor şehit nuri pamir lisesinden öğrenciler ve öğretmen mustafa yel (1968)
"hayat, ölmeğe değer fakat küçülmeye değmez..."
BAŞKA ANALARIN YÜREĞİ YANMASIN
Vahit KURŞUNCU
Yıl 1959...
Lise binasının yaptırılması için bir komite kurulmuştu. Ben de bu komiteye girmiştim. Cığızların büyük kahvesinde hemşehrileri topladık. Maksat anlatıldı. Bağış kampanyası açıldı.
Yardımsever Bor'lular, umulandan çok fazla bir ilgi gösterdiler. Üçyüz, beşyüz, bin, iki bin derken ellibeşinci dakikada, yirmibin liranın üstüne çıkılmıştı. Heyecan gittikçe artıyordu. Otuz bin'e yükselmiştik. Tam bu sırada bir hanım içeriye girdi.
Giydiği siyah çarşafın rengi atmış, yeşil siyah arası solgun bir renk almıştı. Masaya yaklaştı. Esmer bir yüzü vardı. Yüz hatları buruşmuştu ama, gözleri canlılığını kaybetmemişti. Altmış yaşlarında görünüyordu. Arkadaşlar tanıdılar,
- Buyur Akkadın Abla!
Akkadın abla elini koynuna soktu. Bir boz çıkını çıkarıp masanın üzerine koydu.
"Sayın...", dedi ve konuşmaya başladı :
- Mektep yaptırmak için para topluyormuşsunuz. Bu parayı alın. Bu çorbada benim de tuzum bulunsun.
Para sayılmıştı. 375 kuruş... Arkadaşlar birbirleriyle fısıldaştılar.
Çok fakirmiş zavallı. İki oğlu varmış. Büyüğü genç yaşında ölmüş. Küçüğü hayırsız çıkmış. Memleketi terkedip gitmiş. Kadıncağızın şimdi kimsesi yokmuş. İhtiyar halinde çalışıp kendisini geçindiriyormuş. Geçen kış hasta olmuş, çalışamamış, komşuların yardımlarıyla bahara zor çıkmış.
Parayı almamaya karar verdik. Akkadın Ablanın hamiyet duygusunu incitmemek için zihnimde yaptığım kısa bir hazırlıktan sonra :
Akkadin Abla, dedim, Biz buradan yirmibeş kuruş alalım, , böylelikle sen de bu çorbaya tuz atmış olursun. Gerisini al, sen sarfet...
Kadın titreyen bir sesle :
- Kardeşim, ded, ben bu parayı ip eğirdim de kazandım. Helâldir. Bu yola anamın ak südü gibi helâl olsun. İki oğlum vardı ikisini de okutamadım, yüreğim pek yanık. Siz memleketimiz için çalışıyorsunuz, Allah işinizi rast getirsin. Benim paramı da alın, mektebi yaptırın. Başka anaların yüreği yanmasın.
Bu içli şiir bütün benliğimi sarsmıştı. Başımı yukarıya kaldırdım, gözlerimde perdelenen yaşı akıtmamak için gözkapaklarımı ne kadar açmak mümkünse açtım... Nafile tutamadım. Damlalar yuvarlandı. Arkadaşlarım da benim gibiydiler. Aldık. Listeyi tutan arkadaşım titreyen parmaklarıyle yazdı :
- Akkadın Abla 375 kuruş...
Bor Lisesinden yetişenler, sizlere hitabediyorum. İçinde okuduğunuz binanın temellerinde Akkadın Abla'nın üçyüzyetmişbeş kuruşu ve bizlerin de gözyaşlarımız var.
|